Dijital dönüşüm, internet ve teknoloji üçgeni finans sektörü ve özellikle bankaları büyük baskı altına alıyor.

Müşteri tarafının teknolojik çözümlere yönelimi ve kendisine değer sağlayan basit ama sofistike çözümler bekleyişi oldukça fazla. Durum böyle olunca hızlı, yoğun bir değişim ve dijitalleşme baskısı özellikle bankacılık dünyasını evrime zorluyor.

Teknoloji şirketleri ve finansal girişimler bankaları zorlamaya başladılar ve etkileri artık hissediliyor. Büyük teknoloji şirketleri Apple, Google, Alibaba, Tescent ödeme sistemi alanına sürekli olarak yatırım yapıyor. Amazon geleceğin bankası olabilecek mi sorusu hala güncelliğini koruyor. Görüldüğü gibi bankacılık dünyasının rakipleri eskisi gibi sadece bankalar değiller. Yeni rakipler üçe ayrılıyor; teknoloji şirketleri, girişimler ve bankalar. Bu durumda bankalar teknoloji kullanarak dijital dönüşümü gerçekleştirmesi ve yenilenmeleri gerekiyor.

Bankalar dijital dönüşümü anlama ve dijital olabilme savaşı verirken devamında ise bankacılık sektörü kaynaklı bilinmezlikleri, riskleri ve kamusal sorumlulukları sektörün tamamı olarak yönetmek durumundalar.

Sneha Sultania yazısında 11 madde ile bankaları bekleyen riskleri yazısında ifade etti, sizin için derledik.

  1. İş ve strateji riski;
    Bankalar planlamalarını yaparken ve strateji oluştururken uzun dönemli planlamalar yaparlardı. Bu yöntem yıllarca onları başarılı kıldı. Teknoloji hızı ve değişimin farklılaşması bankaların uzun dönem stratejilerini geçersiz kılıyor. Bazı bankaların gelişime ve değişime çok yoğunlaştığını görüyoruz fakat teknoloji şirketlerinin imkanlarının ve yeni teknoloji üretebilme yetkinliklerinin sınırsız olduğunu düşünürsek sürekli baskı altında kalacakları açık.
  2. Uyumluluk riski;
    Bankaların dahil olduğu kanunla, testler ve incelemelerin sonucunda cezalara uğradığına sürekli olarak tanık oluyoruz. Teknolojinin gelişmesi ve hizmetlerin çeşitlenmesi sonucunda bankaların sistemlerinin fazlasıyla karmaşıklaştığı biliniyor. Bunun sonucu olarak riskli ve hatalı işlem yapabilmek oldukça kolaylaşırken, hatanın maliyeti de sürekli olarak artmaktadır.
  3. Kredi riski;
    Kredi ekonomilerin devamlılığını sağlayan büyük bir finansal servistir. Ekonomilerin devamlılığı krediler, krediler de bütün ekonomileri kapsamaktadır. Devletler, şirketler ve bireyler kapsamın içindedir. Bankalar bu kredilere aracılık ederken büyük bir risk taşırlar. 2008 krizinde borçların ve ödenemeyecek kredilerin sonucunda bazı bankalar batarken, çoğu banka devlet yardımı ile hayatlarına devam edebildiler.
  4. Güvenlik Riski;
    Dijital dünyanın en büyük zorluklarından birisi güvenlik riski. Sistem ne kadar kusursuz olursa olsun, kullananıcıların bilerek ve bilmeyerek yapacakları hatalı bir işlemin bile güvenlik zaafiyetine yol açabileceği zamanlardayız. Özellikle kişisel veriler ve finansal verilerin çalınmaması için teknoloji, insan gücü ve yönetim sistemlerinin yetkinliğinin en üst seviyeye çıkartılması gerekmektedir.
  5. Likidite riski;
    Likidite riski, bir bankanın günlük operasyonlarını finanse edememesi riski olarak tanımlanabilir. Bu riskin yönetilmemesi, bankanın itibarının yanı sıra para piyasasında ve derecelendirmeleri için ciddi sonuçlar doğurabilir. Likidite kırılgan bir kavramdır ve yönetimi başarısız olursa domino etkisi yaratır. Sonuç olarak bütün sistem bundan etkilenir.
  6. Pazar riski; 
    Piyasa fiyatlarından kaynaklanan riskler olarak nitelendirilebilir.
    Döviz kuru, faiz, emtia ve öz kaynak riskidir. Bankalar bu dört önemli bileşeni ve pazarı sürekli olarak yönetmek durumundadır.
  7. Ahlaki Tehlike;
    Bankaların çıkarları ve ekonomik gerçeklerin bir arada yönetilirken hangisinin seçilmesi gerektiğinin banka yönetimlerine bırakılmasının yarattığı bir çıkar çatışması mevcuttur. Özellikle 2008 krizinde bankalar, çok riskli enstrümanların işlemlerini kolaylaştırmak için mevduat sahiplerinin paralarını riske attılar. Sonuç olarak krizden bütün ülkeler etkilenirken banka yöneticileri herhangi bir yaptırıma uğramadılar.
  8. Açık bankaların riski;
    Bankalar dijitalleşme konusunda hızlı hareket edebilmek amacıyla girişimler, servis sağlayıcılar ve teknoloji firmalarıyla beraber ortak platformlar kurmak ve işletmeye çalışıyorlar. Böylelikle dijitalleşme konsunda hızlanmak ve müşteri ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorlar. Bu durum ise özellikle bilgi güvenliği anlamında büyük risk yaratırken, özellikle de kişisel hakların ve bilgilerin korunması konusunda bankaların çok dikkatli olmalarının gerektiği bir dönemi ortaya çıkartıyor.
  9. Operasyonel risk;
    Basel Bankacılık Denetim Komitesi, operasyonel riski, yetersiz veya başarısız iç süreçler, insanlar ve sistemler veya harici olaylar nedeniyle ortaya çıkan kayıp riski olarak tanımlar. Bankaların arka planı oldukça karışık sistemlerle idame ettirilmektedir. Ayrıca çok fazla işlem hacmine sahiplerdir. Bu yüzden bankalar operasyon kalitesine büyük bir teknoloji altyapısı, süreç planı ve insan gücü ayırırken, kontrol mekanizmaları da aynı şekilde büyük ölçektedir.
  10. İtibar riski;
    Bankalar küresel ticaretin en büyük oyuncularıdır. Bankaların yanlış işlemlerde bulunmaları, bilerek veya bilmeyerek bu işlemlere aracılık etmeleri, bu işlemlerin yanlışlıklarını tespit edememeleri sonucunda büyük bir itibar kaybına sebep olmaktadır.
  11. Sistematik risk;
    Banka yönetimlerinin başarısız olmasının domino etkisi yaratan sonuçları mevcuttur. 1995 ve 2008 riskleri gösterdi ki krizlerin banka yönetimleri ve para politikaları ile doğrudan ilgisi var. Bu demek oluyor ki sistem bir bütün ve bankaların hepsi birbiriyle bağlantılı. Bir yerde başlayan kriz, hepsine sıçrayacaktır, bu yüzden bütün bankalar sistematik riskin bilincinde hareket etmelidir.

Sonuç itibariyle bankalar kendi iç süreçlerini iyileştirerek, iç ve dış kontrollere tabi olarak ve kanunlara uyarak riskleri en az seviyeye çekebilirler. Burada asıl önemli olan ve uygulanması gereken yeni nesil teknolojik altyapılar ve dijital sistemler kullanmalarıdır. Bankalar dijital çağda ve teknolojik rakiplerle mücadele ederken hala eski sistemlere bağlı yeni hizmet ve ürünler ortaya çıkartmaya çalışmaktadırlar ki bu zaten ortaya çıkan karmaşanın nedenidir. Bankalar dijital dönüşüme hızlıca girebilmek ve dijital dönüşümde önemli bir oyuncu olabilmek istiyorlarsa girişimler, servis sağlayacılar ve teknoloji şirketleri ile iş birliği yapmalıdır. Böylelikle bankalar kendi oyun alanlarına odaklanabilir ve diğer görevleri iş ortaklıklarına devredebilirler. Güvenlik riski ise burada dikkat edilmesi gereken kritik konulardan birisi haline gelmektedir. Bankaların yeni dönemde kendilerini daha kullanışlı, daha hızlı ve müşteri tarafında daha fazla hizmet yaratacak şekilde yeniden yaratmaları gerekiyor.

Ferhat Yalçın

Founder at Tomorrow