Dijital paranın evrimi artık “kripto vs. itibari para” tartışmasının çok ötesine geçti. 2026’da gündem; tokenize mevduat, merkez bankası dijital parası (CBDC) ve stablecoin’lerin aynı finansal mimari içinde nasıl birlikte çalışacağı noktasında gelişiyor. 

Bu kapsamda yayımlanan “Tokenised Money: Use Cases, Interoperability and Regulation” başlıklı yeni bir rapor, tokenize paranın teknik sınıflandırmasından (taxonomy) birlikte çalışabilirlik ve programlanabilirliğe kadar uzanan geniş bir çerçeve sunuyor. Özellikle ödeme sistemleri, sermaye piyasaları ve sınır ötesi işlemler açısından 2026’nın yol haritasını çiziyor. Raporda öne çıkanlar şöyle sıralanabilir.

Raporun ilk bölümü, dijital para türlerini net bir metodolojiyle sınıflandırıyor. Bugün piyasada dolaşan farklı para biçimlerinin birbirine karıştırılmasının önüne geçmek için dört temel kriter öneriliyor:

Talebin niteliği: İhraççıya karşı hukuki hak kimde?

Teminat yapısı: Merkez bankası rezervi mi, banka bilançosu mu, yoksa varlık teminatı mı?

Defter üzerindeki temsil biçimi: Token tabanlı mı, hesap tabanlı mı?

Erişim koşulları: Kimler tutabilir, kimler transfer edebilir?

Bu çerçevede üç ana yapı öne çıkıyor:

  1. CBDC’ler: Merkez bankası yükümlülüğü, kamu parası.
  2. Mevduat token’ları: Ticari bankaların bilançosundaki mevduatın tokenize edilmiş versiyonu.
  3. Stablecoin’ler: Genellikle özel sektör ihraçlı, rezerv veya varlık teminatlı dijital varlıklar.

Bu ayrım, regülasyon, risk yönetimi ve finansal istikrar açısından kritik. Özellikle Avrupa ve Asya’da CBDC çalışmaları hızlanırken; ABD’de bankacılık sistemi içindeki mevduat token projeleri dikkat çekiyor. Stablecoin tarafında ise regülasyon netleştikçe kurumsal kullanım artıyor.

Interoperability ve Programmability: 2026’nın anahtar kelimeleri

Raporun üçüncü bölümü, tokenize paranın ölçeklenebilmesi için iki kavramın altını kalın çiziyor:

  • Interoperability (Birlikte Çalışabilirlik)

Farklı ağların, farklı varlık türlerinin ve farklı yargı alanlarının birbiriyle sorunsuz işlem yapabilmesi.

  • Programmability (Programlanabilirlik)

Ödeme ve varlık transferlerinin akıllı sözleşmelerle koşula bağlı olarak otomatik çalışabilmesi.

Ancak ölçeklenmenin önünde 5 temel zorluk var:

  1. Sınır ötesi verimlilik – Farklı ülkelerdeki sistemlerin entegrasyonu.
  2. Platformlar arası bağlantı – DLT ağları ile geleneksel altyapının entegrasyonu.
  3. Varlıklar arası bağlantı – Para, menkul kıymet ve diğer token’ların birlikte hareketi.
  4. Regülasyon uyumu – AML/KYC ve veri standartlarının hizalanması.
  5. Yönetişim koordinasyonu – Kamu ve özel sektör arasında karar alma mekanizması.

Bu başlıklar, yalnızca teknik değil; jeopolitik ve regülasyon boyutları olan stratejik meseleler.

Ödeme sistemleri nasıl değişecek?

Rapor, tokenize paranın sadece yeni bir “ödeme aracı” olmadığını; finansal altyapının yeniden tasarlanması anlamına geldiğini vurguluyor.

Öne çıkan dönüşümler:

  • Gerçek zamanlı sınır ötesi mutabakat,
  • Programlanabilir ticaret finansmanı,
  • Tokenize varlık + tokenize para ile eş zamanlı takas,
  • Banka mevduatının blokzincir tabanlı finansal piyasalara entegrasyonu.

Bu yapı, kart şemaları ve geleneksel muhabir bankacılık modeline alternatif bir “ray” oluşturabilir. Ancak mevcut sistemle rekabetten çok, entegrasyon senaryosu daha olası görünüyor.

Rekabet değil, mimari yarışı…

2026’da asıl soru “CBDC mi, stablecoin mi, mevduat token mı?” değil. Asıl soru: Hangi mimari birlikte çalışabilir, regülasyonla uyumlu ve ölçeklenebilir olacak?

Tokenize para dönemi artık kavramsal değil; tasarım ve uygulama aşamasında. Bu rapor, dijital para ekosisteminin nereye evrildiğini anlamak isteyen herkes için güçlü bir referans niteliğinde.

Buradan ücretsiz indirebilirsiniz.

KaynakLinkedIn