Giriş
Bu blog üç kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda, hızlıca Merkez Bankası Dijital Para Biriminin (CBDC) ne olduğunu, gelişimini, merkez bankalarının bulmaya çalıştığı çözümleri ve mevcut durumu değerlendirdik. İkinci blog yazısında, ortaya konulan amaçların elde edilebilir olup olmadığı, ekosistemdeki (bankalar, yatırımcılar ve son kullanıcılar gibi) endişeler ve tüm bu gelişimlerin neden tepe taklak olabileceğine dair bugüne dek dile getirilen bazı endişelere değineceğiz. Üçüncü ve son blog yazısında ise avantajların ne olduğuna ve sadece merkez bankalarının değil her birimizin neden bu çabaya dahil olması gerektiğinden bahsedeceğiz.
Son kullanıcılar
Yukarıda bahsettiğimiz gibi normal kullanıcıların CBCD’ye ilgi duymasını beklemek güç: Mevcut olarak gayet iyi işleyen para birimlerine ve sisteme sahibiz. Herhangi bir tüketici parayı dijital olarak çok rahat hareket ettirme imkanlarına sahip.
Birçok insan kredi kartı ile bankamatik kartı arasındaki farkı bile bilmezken, ticari banka parası ile merkez bankası parası arasındaki farkı nasıl anlayacak? Birileri farkı saklayabilir (para geek’leri için: CDCD ‘nakit akışı’ uygulaması yöntemi) – ancak sonrasında farklı bir paraya sahip olmanın önemi ne olabilir? İşin tüketici kısmı titizce düşünülmemiş gibi.
CBDC’nin başarılı olabilmesi için en azından nakit para gibi kullanılabilir olması gerekiyor, (anonim, basit bir P2P takası, iyi kontrol, değerin güvenli bir şekilde saklanması, anında işlem), ayrıca nakit paraya kıyasla somut ve açık avantajlar sunması lazım (para kaybı veya hırsızlığa karşı koruma, hem fiziksel hem de çevrimiçi ödeme imkanları, daha uygun bir tüketici tecrübesi, ucuz/hızlı para havalesi ile ailenize para gönderebilme imkanı, FinTech uyumlu hizmetlere erişim imkanı). CBDC tüm bu faydaları hayata geçirebilecek mi?
Para birimi daha dengesiz olan ülkelerde özel bir durum belirebilir; CBDC, euro veya dolara erişim sağlamak için ilgi çekici bir yöntem haline gelebilir (eğer CBDC sınır ötesinde erişilebilir ise). Örneğin Arjantin’de insanlar Peso’dan uzaklaşıyor (son bir nesilde tüm değerini kaybettiği için) ve kriptoparaları kullanıyor. Bir yorumcunun sözleri ile ifade edilirse: “Tüm trendi batmak olan bir para birimi kullanmak yerine değeri inip yükselen bir dijital para kullanmayı tercih ederim.” Sınır ötesi CBDC’nin kendini ortaya çıkarması ile Arjantin gibi ülkelerde tüketiciler sabit para birimlerine de erişim sağlayabilir (euro, dolar gibi). Böylece değeri değişip duran kriptoya da bağımlı kalmaz. Öte yandan, ulusal hükümetler para birimlerinin erimesine göz yummak istemeyebilir (para çapasının neden kullanıldığına yukarıda tekrar bakın) ve muhtemelen bu değişime karşı mücadele vereceklerdir.
Özet olarak CBDC’yi benimseme konusunda tüketicilerin heyecanı kısıtlı olacaktır. O zaman hükümetler ve merkez bankaları tüketicileri nasıl ikna edecek? Cevap almamanız gereken alanlardan bir tanesi tüketiciye sormak olacaktır (Avrupa Merkez Bankası bunu denedi ve tuhaf cevaplardan öteye geçilemedi). Apple ve Sony, tüketicilere Walkman veya iPod isteyip istediklerini sormadı. Reklam gurusu David Ogilvy’nin ünlü alıntısı şunu diyor: “Tüketiciler nasıl hissettiklerini düşünmezler. Düşündükleri şeyi söylemedikleri gibi söylediklerini de yapmazlar.”
Belki aşağıda incelenecek ekosistem üyesi bu kapsamda biraz daha yardımcı olur…
İşletmeler
İşletmelerin CBDC kullanmaları için birçok teşvik bulunuyor:
- Düşük maliyet: kabul etme maliyeti kredi kartlarından daha düşük olmalı.
- Daha iyi likidite: fonların anında mevcut olması; özellikle anında kaynakların mümkün olmadığı piyasalarda.
- Daha az terk: FinTech erişimli hizmetler daha iyi bir UX sağlar.
- Para yönetiminin daha ucuz olması (CBDC nakit para miktarını azaltacağı için).
- Yeni hizmetler; tek kullanımlık mikro ödemeler gibi.
- Daha iyi adaptasyon oranı: Eğer CBDC sınırlarötesi kullanılırsa ve işletmeler tüm ülkelerdeki tüketicilerden ödeme kabul ederse.
- Uluslararası düzen aracılığı ile iş dünyasının küresel hazine yönetiminin gelişimine katkıda bulunması.
- Hırsızlık, yangın ve felaketlerde banknotlara kıyasla daha yüksek güvenlik.
- Vb.
Yukarıdaki maddeler ele alındığında, işletmeler CBDC’nin satış noktalarında kabul edilmesi ve fiziksel mağazalarda da kullanılması için yatırım yapmaya motive olabilir. Nihayetinde tüketici talebini sürükleyebilirler. Tacirlerin tüketicileri yönlendirmek konusunda daha başarılı olduğu biliniyor (örneğin ödeme yöntemlerini sunma şekilleri ve önerdikleri indirim, geri ödeme imkanları ile tüketiciyi çekmeleri); haliyle gerçekten CBDC’nin kullanımını artırmakta sürükleyici etken olabilirler.
Eğer bu işe yaramazsa, Avrupa Merkez Bankası (ECB) CBDC’nin yasal teklif aracı olabileceğini düşünüyor. Bu da her yerde tüm işletmeler tarafından kabul edilmesi anlamına geliyor.
Ticari bankalar
Ana caddedeki herhangi bir banka için CBDC senaryosu çok iyi yansımıyor:
- Merkez bankaları, ana cadde bankalarını CBDC senaryosu kapsamında maliyetli bir dağıtım görevine tabi tutacak: Cüzdan oluşturup yönetme, müşterilere dağıtılmaları, kötüye kullanım, dolandırıcılık önlenmesi için KYC (müşterini tanı) süreci uygulanması, müşteriler için çağrı merkezi oluşturulması vb.
- Ticari bankalar, para için uyguladıkları işlem ücretinin üzerinde işlem ücreti CBDC için getiremez (tüketiciler için pek bir şey fark etmiyor).
- Müşterilerinin paraları daha fazla miktarda CBDC’ye akmaya başladıkça, ticari bankalar mali bilançolarındaki mevduatın azaldığına tanık olacak, bu da çekirdek hizmetleri olan kredi verme işlemini daraltacak (Bir tahmine göre, ABD bankaları CBDC sebebiyle daha az likiditeye sahip olacak).
- Eğer CBDC ödemeleri kredi kartlarının payından bir parça koparmayı başarırsa (amaç da bu), ticari bankaların getirilerini en düşük seviyede etkileyebilir (ABD’de bankalar ve diğer kart şirketleri her yıl faiz getirisi ve diğer işlem ücretlerinden 160 ila 180 milyon getiri sağlıyor.
- Vb.
Tüm bu maliyetler, riskler ve tehditlerin ışığında, ticari bankaların büyük bir heyecan ile merkez bankaları için CBDC’nin dağıtılmasını üstlenmesi pek olası görünmüyor. Bu sebeple, bankaları içgüdüsel olarak motive etmenin yöntemi (havuç) düşünülmek zorunda. Sadece bir regülasyon belirlemek (sopa) etkili bir yöntem olarak belirmiyor. Örneğin; Avrupa Açık Bankacılık düzenlemesi, Revize Edilmiş Ödeme Hizmetleri Direktifi (PSD2), bankaları mücevherlerini ortaya çıkarmaya zorladı – müşteri verileri. Rakipler bu verilere ulaşarak, bankaların ödeme yöntemlerine kendi çözümlerini sunmaya başladı; hem de bedava olarak. Bu durum, haliyle bankalar tarafından heyecanla karşılanmadı. Bankalar her zaman yasanın bağlayıcılığına dayandı, kanunların ruhuna değil (bunu açık bankacılığın herkes için fayda sağlaması olarak görebiliriz). Sadece aradan geçen yılların ardından açık bankacılığın ticari bankacılık için de iyi olduğunun anlaşılmasının ardından ileri doğru bir adım atıldı ve dev FinTech pazarı ile bankalar arasında iş birliği başladı. Bu hata bir daha tekrarlanmamalı. Bankalar içgüdüsel olarak CBDC’yi desteklemeli – orta vadeli dezavantajlarına rağmen – ve çıkarlarına da fayda sağlamalılar.
İyi tarafından bakıldığında, ticari bankaların PayPal ve Facebook gibi yabancı FinTech’lere kıyasla CBDC’yi savunması kendi ulusal sistemlerini ve ulusal ekonomilerini destekliyor. Kripto (merkezi aktörler ve bankalardan bağımsız, ancak dolandırıcılar ve hacker’lar tarafından kullanılıyor) ve yabancı hükümetler (dolar, yuan gibi) çekirdek ödeme sistemlerini tehdit ediyor ve ona meydan okuyor. Bu sebeple, bankaların CDBC’yi savunması bankacılık sistemi ve ulusal bağımsızlığın korunması adına çıkarlarına olacaktır.
Bir diğer teşvik, ağırlıklı olarak özel sektöre düşen (nakit lojistiği, ATM’ler, vb.) paranın düzensiz dağıtılmasında beliriyor. Burada da ticari bankalar fiziksel paranın azaltılması ve böylece maliyetlerin düşürülmesi için teşviklere kucak açmalı.
Kısaca, bankaların CBDC’yi savunması adına çeşitli makro ekonomik ve stratejik sebepler bulunuyor. Bu durumda her ne kadar on yıllar boyu sürebilecek ani riskler ve dev yatırımlar kaçınılmaz olsa da kendini gösteriyor.
Bu kritik yansımanın ardından, serinin üçüncü makalesine bakacağız ve CBDC’lerin neden denenmesi gerektiğinin kötü bir fikir olmadığını inceleyeceğiz.


