Pandemi döneminde birçok farklı endüstride olduğu gibi yeni nesil bankaların da kendilerine has birtakım sıkıntıları baş gösterdi. Bankacılık endüstrisinin yeni oyuncuları bu dönemde müşterilerin güvenini kazanmada zorlanıyor.

Ekonomik gerileme dönemlerinde müşteriler güveni, finansal güvenlikle özdeşleştirdiklerinden dolayı bu konu oldukça kritik. Geleneksel bankalar bu tür senaryolarda uzun süredir faaliyet gösteren kuruluşlar olmanın getirdiği güvenirlilik avantajına sahip, ancak tahmin edersiniz ki aynı durum yeni nesil bankalar için geçerli değil.

Accenture’da Kıdemli Genel Müdür ve Küresel Bankacılık Uygulamaları Başkanı Alan McIntyre’ın konuya dair görüşleri şu şekilde: “FinTech’lerin bir sorunu da belirsizlik ve stres zamanlarında geleneksel bankaların güvenli bir liman olarak görülmesidir. İnsanlar uzun süredir faaliyet gösteren kurumların ekonomik krizden sağ çıkma olasılıklarını daha yüksek gördükleri için bu kurumlara daha yakın oluyorlar.”

Geleneksel bankalar artık dijitalleştirilmiş hizmetlere yönelik yeni talepleri karşılamak için teknolojilerini hızla geliştiriyor. Sonuç olarak, yeni nesil bankalar eskisine göre daha az yükselen bir tehdit haline geliyor.

Müşterilerin kalbini kazanmak

Buna karşılık bazı yeni nesil bankalar yaptıkları güncellemelerle müşterilerin kalbini ve güvenini kazanmak istiyor. Örneğin N26, geçtiğimiz Nisan ayında yerel işletmeleri ön plana çıkararak onları destekleyeceğini açıkladı. Revolut ise bağış özelliğini COVID-19 ile mücadele eden kurumları desteklemenin bir aracı olarak güncelledi.

Buna ek olarak birçok yeni nesil banka, COVID-19’u göz önünde bulundurarak kullanıcılarına özel fırsatlar sunmak için diğer şirketlerle ortaklık kurdu. Monzo’nun sağlık alanında Babylon Health ile yaptığı anlaşma ve N26’nın karantina sürecini kolaylaştıracak 8ft, Skill Yoga ve Headspace işbirlikleri bunlara örnek olarak gösterilebilir.

Ancak bu tür özel anlaşmalar tek başına yeterli olmayabilir. Yerleşik bankaların hizmetlerini daha iyi bir şekilde dijitalleştirme şansı varken yeni nesil bankaların güvene değer veren bir piyasada kendilerini farklılaştırmanın yolunu bulmaları gerekiyor.

Bu bağlamda çeşitli tüketici taleplerini ve isteklerini karşılamak, yeni nesil bankaların kendileri için belirli nişler oluşturmalarının bir yolu olabilir.

Örneğin, Revolut şu sıralar yeni kripto para birimi hizmetlerini tanıtıyor. Paxos ile işbirliğine giden banka ABD’li tüketicilere Bitcoin ve Ethereum ticareti yapma imkanı sunuyor.

N26 ise geçtiğimiz aylarda duyurduğu ”N26 Business Metal Account” özelliği ile girişimcilere ve freelancer’lara kartla yapılan alışverişlerde %0,5 geri ödeme imkanı sunuyor.

Pandemiden olumlu etkilenenler

Bunların yanı sıra COVID-19 salgının getirdiği olumsuzluklara rağmen bu süreçten olumlu bir şekilde çıkan ve geleceğe umutlu bakan dijital bankalar da var. Bunlardan bir tanesi Starling. 1,5 milyondan fazla müşterisi olduğunu açıklayan yeni nesil banka, pandemi döneminde hesap açımı ve müşteri etkileşimin güçlü kaldığını söylüyor.

Süreci olumlu geçiren yeni nesil bankalardan birisi de Chime. San Francisco merkezli FinTech son olarak 5,8 milyar dolar değerlemeye ulaşmıştı. Şirketin CEO’su Chris Britt bankanın geleceğine güveniyor. Banka virüs döneminde dağıtılan 1200 dolarlık teşviğe ek olarak 100.000 kullanıcısına 200 dolar ek avans vermişti. CEO Britt, bu hamlenin riskli olduğunu kabul ediyor ve almaya değer olduğunu söylüyor.

Her ne kadar Starling ve Chime bu süreçten güçlenerek çıkacak gibi görünse de birçok yeni nesil bankanın sıkıntıları hala sürüyor. Yeni müşteri kazanmak için hızla ürün geliştiren ve çeşitli hizmetler süren bu servisler önümüzdeki dönemde gelenesel bankaların sunduğu güvenin üzerine çıkmak için ne gibi hamleler yapacaklar hep birlikte göreceğiz.

Yeni Nesil Banka Nedir?