Kurucusu olduğum European Innovation Bridge bünyesinde, her birisi kendi alanında profesyonel bir kariyere sahip uzmanlar ile hazırladığımız Avrupa Ekosistem Raporu’nun dördüncü bölümünü FinTech İstanbul’da paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Her hafta yeni bir bölümünü paylaşacağım bu raporun ilk bölümlerine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.


Yazar: Mehmet Burak Dikmen, insha GmbH (Almanya)

Özgeçmiş: Berlin merkezli etik neobanka insha’da büyüme sorumlusu olarak görev yapan Burak Dikmen, insha’dan önce Turkcell ve Albaraka Türk çatıları altında FinTech iştirak projelerinde yer almıştır.

Ekosistemdeki Örnekler ve Bank-Ident

Almanya’da son zamanlarda yaygınlaşmaya başlayan Bank-Ident metodu, uzaktan müşteri tanımlama süreçleri için kullanıcı deneyimi ve hız açısından etkileyici bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor. İlk örneğini Klarna Bank’ın uygulamaya başladığı bu yöntemi kısa bir süre önce Banking-as-a-Service (BaaS) hizmeti sunan SolarisBank’ın da uygulamaya başlaması ile birlikte sisteme dair piyasa talebinin arttığını söylemek yanlış olmaz. Almanya’da, uzaktan kimlik tespiti sağlayan teknolojilerin ilk versiyonu olan bu yeni yöntem, sistemin tamamen dış kaynaklar tarafından yönetildiği mevcut yöntemlere oldukça pratik bir alternatif olarak kabul ediliyor. Bu yöntem sayesinde, video görüşmesi üzerinden kimlik tespiti sağlayan Video-Ident’de karşılaşılan bazı sorunların giderilmesi de mümkün hale gelmiş oluyor.

Bu yöntem, müşterinin kimliğinin bir müşteri temsilcisi ve orijinal kimlik kullanılarak doğrulandığı klasik müşteri tanıma yöntemlerine göre daha pratik ve ekonomik bir alternatif olduğu için piyasanın dikkatini çektiğini söylemek mümkün. Aslen yöntem, müşteri kimliğinin müşterinin başka bir bankada bulunan mevcut hesap bilgileri aracılığıyla doğrulanması temeline dayanmakta. Dolayısıyla sistem ancak müşterinin birden çok banka hesabı bulunması halinde kullanılabiliyor ve dolayısıyla finansal kapsama hedeflerinin düşük olduğu bölgelerde kullanılması pek mümkün değil.

Bank-Ident sürecinde doğrulama gerçekleştirilirken, müşteri açısından bazı teknik ve operasyonel sorunlar barındıran video tespit sürecine de gerek kalmadığı görülüyor.

Açık bankacılığın sunduğu tüm avantajlardan faydalanılarak geliştirilen Bank-Ident çözümü, Alman KYC/AML direktiflerine de tam uyumludur.

Sistemden Kaynaklanan Zorluklar

Her ne kadar video tanımlama süreçleri bankacılık ve yeni müşteri kazanımları için önemli bir faktör olsa da bu süreçlerde yaşanması muhtemel bazı zorlukların kurumların operasyonel yükünü artırma ihtimali de bulunmakta. Ancak Bank-Ident örneği özelinde kurumdan bağımsız olarak sistem özelinde yaşanılması muhtemel pratik sorunların diğer tanımlama süreçleriyle karşılaştırıldığında çok daha az olduğunu gözlemlemek mümkündür:

  • Diğer müşteri tanımlama sistemlerinde müşteri iletişimi kontrolünün çoğu zaman agent ismi verilen ve dış kaynak kullanımı kapsamında beraber çalışılan firmaların denetiminde olması, deneyimin üçüncü kurumlar ve bu kurumlardaki çalışanlar sebebiyle aksayabilmesi anlamına geliyor.
  • Yoğun zamanlarda video tanımlama bekleme sürelerinin uzaması sonucu, müşterilerin onboarding deneyimini kötü bir deneyim olarak algılamasıyla birlikte müşterilerde ilgi kaybına sebep olması ve bu ilgi kaybının, (mesela mobil bankalar gibi) hızlı ölçeklenmeye çalışan kurumların büyümesinin önünde önemli zorluklar oluşturması video tanımlama sistemlerinin büyümesinin önündeki en büyük engellerden biri.
  • Video-Ident ile gerçekleştirilen işlemler pratikte ortalama sekiz ile on iki dakika alıyor ve bu süre müşteri tanımlamayı gerçekleştiren temsilcinin ve müşterinin dil hakimiyeti, müşterinin kimliğinin ve bu kimliği ibraz eden kurum ülkenin müşteri temsilcisi açısından tanınırlığı, müşteri kimlik bilgileri (ismin kısa/uzun olması, farklı kimlik numarası sistemleri ve sair), internet bağlantısı gibi faktörler bu sürenin uzamasına sebep açabiliyor. Bank-Ident ile yapılan doğrulamanın ise üçüncü kişilerle iletişim gerekmemesi sebebiyle yaklaşık bir dakikada tamamlanabilmesi sonucunda video kimlik tespiti kullanmak zorunda kalan kurumlar açısından bu gecikmenin müşteri algısını olumsuz etkilediği gözlenmektedir.
  • Video-Ident kullanan kurumlar için, agent giderleri, video kayıt saklama zorunluluğu sebebiyle oluşan veri (data) tutma ve veri güvenliği maliyetleri gibi ilave giderler söz konusu iken, Bank-Ident yönteminde altyapı maliyetlerinin çok daha düşük olması bu yöntemi girişimler için daha çekici kılmaktadır.
  • Video-ident süreçlerinin aksine Bank-Ident sürecinde müşteri ile (uzaktan) yüz yüze görüşme yapılma zorunluluğu olmaması, müşterilere zaman ve mekan kısıtlaması olmadan tamamen dijital bir şekilde onboarding süreçlerini tamamlama imkanını sağlarken kurumlara da dijital onboarding süreçlerini kesintisiz olarak müşteri deneyimine entegre etme fırsatı yaratmaktadır.

Alman piyasası uzun süre video tanımlama süreçlerinin tekeli altında kalmışken Bank-Ident gibi yeni bir sürecin alternatif olarak çıkması, kurumların video tanımlama yöntemleri içerisinde kendilerine maliyet, süre, operasyonel açıdan en uygun yöntemi seçebilmelerine de imkân sağlamıştır. Bu yöntemin olmusuz tarafı ise hesap açmak isteyen müşterilerin başka herhangi bir bankada da hesap sahibi olmaları gerekliliği sonucu birden çok hesabı olmayan müşteriler için sistemin kullanılabilirliğinin olmamasıdır.

Piyasadaki Örnekler

Örnek 1:

Klarna’nın kullandığı Bank-Ident yöntemi pazardaki en erken örneklerden biri olmasına rağmen bu sistemin akıcı bir şekilde çalıştığı görülmektedir. Bu sistemde kurum, kimlik doğrulama işleminin dört basit adımda tamamlanabilmesine olanak sağlamaktadır. Müşterinin karşısına çıkan yönlendirmeyi takip ederek halihazırda müşterisi olduğu bankanın bilgilerini girmesiyle doğrulama tamamlanmış olur.

Kaynak: Klarna     

Örnek 2:

SolarisBank, birlikte çalıştığı girişim partnerlerine, geliştirdiği Bank-Ident tabanlı çözümü, pazarda yaygın olarak kullanılan Video-Ident sistemine nazaran çok daha uygun bir fiyatla sunmaktadır.  BaaS hizmetleri konusunda Avrupa’da öncü olan kurumun, kimlik tanıma hizmetini diğer bankaların da kullanımına sunması ile kendisi için ek bir gelir kalemi oluşturduğu söylenebilir.

SolarisBank tarafından piyasaya sunulan çözüm de aslında Klarna tarafından kullanılan çözüme benzer unsurlar içermektedir. Bu yöntemde de müşteri, ana hesabının bulunduğu bankanın sistemine giriş yapması için yönlendirilir ve kendisinden temsili yani çok düşük meblağlı bir para transferi işlemi gerçekleştirmesi istenir. Kimlik doğrulaması yapan kurum ise ana hesabın bulunduğu banka verilerinden hareketle doğrulamayı gerçekleştirebilir.

Sistemle ilgili detaylı bilgi solarisBank’in web sitesinde yer almaktadır: https://www.solarisbank.com/en/services/bankident/

Kaynak: solarisBank

Sonuç

Türkiye’deki uzaktan kimlik uygulamalarının önünü açacak yeni mevzuat kapsamında, bankaların uzaktan müşteri tanıma sistemlerinin atası sayılacak Video-Ident’in yanısıra nispeten daha yeni bir sistem olan Bank-Ident çözümünü de alternatif olarak sunabilecekleri bir altyapı hazırlamaları yerinde olacaktır. Almanya piyasasının deneme yanılma yöntemiyle ulaştığı bu son sistem, uzaktan müşteri tanıma sistemlerini en baştan kurgulayan coğrafyalar için yol gösterici olacak ve diğer piyasalardaki öğrenimlerin kullanılması sonucunda uzaktan tanıma sistemlerini Türkiye piyasasına nispeten geç tanıtmaktan kaynaklanan zaman kaybı bir nevi telafi edilmiş olacaktır. Bank-Ident çözümü video kimlik tespiti çözümünün yerini tek başına alabilecek temel bir çözüm olmayacaksa da hem RegTech çözümleri açısından rekabetin arttırılması hem de piyasadaki diğer tekliflere nazaran maliyeti ve teknolojik açıdan külfeti düşük bir alternatif olması sebebiyle bu sistemle piyasadaki özellikle küçük ölçekli pay sahipleri için avantajlı bir fırsat yaratılmaktadır. Bu noktada bu sistemin Alman ekosistemindeki önemli kilometre taşlarından biri kabul edildiğini belirtmekte fayda var.

Sistemin ancak müşterinin birden çok banka hesabı bulunması halinde işlediği ve Türkiye’deki perakende müşteri kitlesinin genellikle birden çok bankada mevduat hesabı bulunduğu düşünülürse, bu potansiyel uygulamanın nüfusun büyük bir çoğunluğuna hitap etmesi de olası görünüyor. Hem müşteri deneyimini iyileştirecek hem bankalara ciddi maliyet avantajı sağlayacak hem de operasyon yükünü hafifletecek bu yeni Bank-Ident sisteminin Türkiye ekosistemi için de büyük yarar sağlayabileceği öngörülmektedir. Bu sebeple ilgili yasal altyapının oluşturulması yönünde şimdiden atılacak adımların ekosistemin yakın zamandaki ihtiyaçlarının karşılanması açısından anlamlı olacağını düşünüyoruz.


Avrupa Ekosistem Raporu Hakkında

Gelişen teknoloji ve değişen piyasalar sebebiyle tüm dünyada olduğu gibi Türkiye FinTech ve bankacılık ekosistemindeki yasa koyucuların iş günden güne artmaktadır. Piyasaların dinamikliğinden kaynaklanan genel geçer zorluklara ek olarak Türkiye piyasasında yasa koyma ve denetleme süreçlerinin farklı kurumlarca yönetiliyor olması, referans yasaların Avrupa’dan alınması sebebiyle, patchwork regülasyonlar ortaya çıkmakta ve gün be gün gelişen yeni teknoloji ve iş modelleri de göz önünde bulundurulunca regülatörlerin yaşadıkları zorlukların piyasadaki ilgili paydaşlara da yansıdığı görülmektedir.  Bu noktada, aynı ekosistemde farklı alanlarda ve iş modelleri ile faaliyet gösteren oyuncuları ilgilendiren ortak konuların sistematik şekilde ele alınmaması durumunun piyasada rekaberlik (rekabet ve beraberlik), inovasyon ve yeni iş modeli yaratma süreçlerini sürüncemeye uğrattığı gözlenmektedir. 

Özel hukuk regülasyonlarının çoğunluğunun yaratılma sürecinde olduğu gibi finansal teknoloji alanındaki regülasyonlar için de Avrupa’ya bakılması Türk hukuk teamülleri ile uyumlu olsa da finansal teknoloji ve finansal inovasyon özelinde regülasyon entegrasyon süreçlerinin teknolojinin ve piyasaların değişen ve gelişen yapısından ötürü daha az kazuistik ve daha esnek, iletişime ve gelişmeye açık ve pratik odaklı olması gerektiği son yıllarca tüm yasa koyucularca anlaşılmıştır. Hal böyle iken Avrupa Birliği’nce seneler önce yürürlüğe sokulan yasanın güncellemelere, ek çalışmalara ve pratik sonuçlara dikkat edilmeksizin doğrudan yürürlüğe sokulması faydadan çok zararlı olabilir. Bu noktada Avrupa’daki (ve İngiltere, Singapur gibi diğer öncü bölgelerdeki) olumlu ve olumsuz uygulamalara bakılması, uzmanlarla konuşulması hem kısa hem uzun vadede yasa koyucunun ve piyasadaki paydaşların işini kolaylaştıracaktır.

Bankacılık ve finans piyasasını ilgilendiren konular iş modeli ve kullanılan teknolojiler kapsamında nevi şahsına münhasır olsa da paydaşların çoğunluğunu alakadar eden ve iş süreçlerini etkileyen dijital kimlik, lisanslama, müşteri tanıma gibi birçok konu bulunmaktadır. Bu ortak konuların daha sistemli ve piyasa yanlısı şekilde yönetilmesinin ve bu konudaki know-how’In paylaşılmasının ekosisteme fayda sağlayacağı aşikardır. İşte Avrupa piyasasında faaliyet göstererek veya Avrupa’daki şirketlerle çalışarak bu öğrenim ve deneyimleri sınırlı şekilde de olsa edinme imkânı edinmiş (özellikle Türkiye kökenli ve Türkiye piyasası bilgisine sahip) bireylere bu know-how’ın aktarılması hususunda ciddi bir görev düşmektedir. Bahsi geçen profile uyan katılımcılara sahip European Innovation Bridge de belirli konularda tüm paydaşları ortak paydada buluşturmak ve özellikle iki ekosistemde de faal girişimcilerin önünü açmak fikirlerinden yola çıkarak Avrupa’daki iyi örneklerin (best practice) de göz önünde bulundurulduğu bir kaynak oluşturulması amacıyla bu raporu derlemiştir.

Kişisel zamanlarından fedakârlık ederek rapora katkı sağlayan tüm yazar ve destekçilerimize ve raporun geniş bir kitleye ulaştırılması için ön ayak olan FINTECH Istanbul ekibine çok teşekkür ederiz. Bir yıla yakın bir hazırlık sürecine sahip bu raporun tüm paydaşlara faydalı olmasını diliyoruz.

European Innovation Bridge
adına

Ş. Elif Kocaoğlu Ulbrich, Kurucu


European Innovation Bridge (EIB) Hakkında

European Innovation Bridge (EIB), FinTech, inovasyon ve girişimcilik alanlarında Avrupa’da faaliyet gösteren veya yerleşik, Türkiye kökenli, alanında uzman birey ve şirketlerin bir araya geldiği, kâr amacı gütmeyen bir topluluktur. Topluluk, belirli alanlarda deneyim sahibi bireylerin arasında fonksiyonel ve profesyonel bir iletişim ağı oluşturarak, bilgi alışverişi ve beraber çalışma imkanları yaratılması ve bu çalışmalar yardımıyla Avrupa ve Türkiye arasındaki teknolojik ve ticari diyaloğun artırılması amacını taşımaktadır.

2020 Kasım ayından beri faal olan Berlin merkezli European Innovation Bridge (EIB), bilgi paylaşım, networking etkinlikleri ve araştırma, rapor tarzı projelerle ekosistemler arası bilgi değişimi, sinerji ve işbirliği yaratılması süreçlerine katkıda bulunmaktadır.

https://www.europeaninnovationbridge.com

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Ş. Elif Kocaoğlu Ulbrich, Galatasaray Üniversitesi’nden Özel Hukuk ve WHU – Otto Beisheim School of Management’tan İşletme Yüksek Lisans derecelerine sahiptir ve ilaveten Jean Monnet, Joachim Herz Stiftung bursiyeridir. İstanbul ve Ankara’da muhtelif uluslararası hukuk bürolarında altı seneden fazla avukat olarak çalıştıktan sonra, Denizbank A.Ş. ile başlayan bankacılık ve finans kariyerine 2013 itibariyle Hamburg ve daha sonra Berlin’deki FinTech startuplarında (FinLeap, Cringle, Lendico) iş geliştirme, proje yönetimi, FinTech regülasyon ve lobi faaliyetleri alanlarında uzmanlaşarak devam etmiştir. FINTECH Circle ve Wiley iş birliğiyle 2020’de yayımlanması planlanan The PAYTECH Book, The AI Book ve The LegalTech Book kitaplarında eş yazar olan Kocaoğlu Ulbrich, kurucusu olduğu Berlin merkezli Contextual Solutions aracılığıyla 2019'dan beri danışmanlık, eğitim ve yayım hizmetleri sunmaktadır.