Kurucusu olduğum European Innovation Bridge bünyesinde, her birisi kendi alanında profesyonel bir kariyere sahip uzmanlar ile hazırladığımız Avrupa Ekosistem Raporu’nun beşinci ve son bölümünü FinTech İstanbul’da paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Her hafta yeni bir bölümünü paylaşacağım bu raporun ilk bölümlerine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.


Yazar: Taner Ortakasapbaşı, Business Service Solution GmbH (Almanya)

Özgeçmiş: Neslihan Özbuğutu-Ortakasapbaşı ile beraber ödeme sistem sağlayıcılarına, bankalara ve telekomünikasyon şirketlerine hizmet veren Business Service Solution GmbH’nın kurucularından olan Taner Ortakasapbaşı, dijital müşteri kazanımı (onboarding) e KYC (müşteri tanıma) konularında uzmanlaşıyor.

RegTech Regülasyonları: Bir Analiz

Türkiye’de regülasyon teknolojileri (RegTech) ekosistemi henüz oluşum aşamasında olduğundan, bu aşamanın doğası gereği oldukça fazla belirsizlik söz konusu.

Yasa koyucular tarafından piyasadaki gelişmelerin yakalanması açısından yapılan hazırlıklarından biri, uzaktan kimlik tespiti olarak karşımıza çıkıyor. İlgili regülasyon ile bireylerin talep ettikleri hizmetlere şubeye gitmeden, uzaktan kimlik tespiti aracılığıyla erişimi öngörülüyor. Bu yöntem sayesinde kurumların da tamamen uzaktan müşteri tanıma süreçlerini gerçekleştirebilmeleri mümkün olabilecek.

Bu süreçte çıkarılan mevzuatta yer alan hükümlere gerek konunun tarafları gerekse doğrudan taraf olmadığı halde teknolojik anlamda daha iyi hizmet sunmak adına bu yasalara uymak isteyen kurumlarca, farklı anlamlar yüklenebilmekte. Farklı sektörlerde hizmet sunan bu kurumların, ilgili yasal düzenlemeleri kendi iş süreçleri içerisinde yorumlamaya ve hali hazırda oturmuş olan sistemlerine entegre etmeye çalıştıklarını gözlemliyoruz. Bu yaklaşım makul kabul edilmekle beraber farklı sektörlere dair pek çok farklı yorumu, talebi ve gereksinimi de ortaya çıkardığından, belirsizlikleri arttırdığına inanılıyor. Bütün bu belirsizlikler neticesinde, fonksiyonel ve mevzuata uygun teknolojilerin üretimi ile hayata geçirilmesi, gitgide karmaşıklaşarak gecikiyor denebilir. Mevzuatın mevcut haliyle yürürlüğe girmesinin, süreçleri kolaylaştırmadığı, aksine uzattığı, ilgili çevrelerce düşünülüyor.

5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ile Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik aracılığıyla, kimlik tespiti gerektiren durumlar ve bu durumlara taraf olan kurumlar ve kişileri ilgilendirecek yasal zemin hazırlanıyor. Uzaktan kimlik tespiti için hazırlanan taslak tebliğler de haliyle bu mevzuata uygun olarak tasarlanıyor. Uzaktan kimlik tespiti, video görüşme ile kişilerin kendilerini tanıtmaları sonucu kimlik doğrulamasının gerçekleştirilmesi şeklinde bir süreç olarak açıklanabilir. Süreç, video görüşmeler aracılığı ile gerçekleştirildiği için kurumlar tarafından çevrimiçi müşteri hizmetleri kapsamında değerlendiriliyor. Kurumlar çevrimiçi sundukları hizmetlere bu hizmeti de entegre etme çabası içindeler. Ne var ki; bu yaklaşım tam olarak yanlış olmamakla beraber hataya açık bir durum da yaratabilir. Zira kimlik tespiti, kurumların mevcut ve yeni müşterilerine hizmet sunmadan önce mutlaka gerçekleştirmeleri gereken bir aşama. Yasalara uygun bir kimlik tespiti gerçekleştirilmeden, kurumların finansal hizmet vermeleri mümkün değil. Taslak tebliğlerde açıkça belirtildiği üzere; sürecin gerçek zamanlı ve kesintisiz şekilde yapılması, müşteri temsilcisi ile kişi arasında görsel ve işitsel iletişimin bütünlüğünün ve gizliliğinin yeterli seviyede sağlanması ve yapılan görüntülü görüşmenin uçtan uca güvenli bir iletişim olarak gerçekleştirilmesi gerekiyor. Ancak kurumların müşteri tanıma adımlarını, çevrimiçi sundukları diğer hizmetlere entegre etme çabaları sonucu, sürecin bu maddenin ihlali anlamına geleceği şüpheleri mevcut.

Türkiye’de gelişmiş bir finansal teknoloji (FinTech) ekosisteminin varlığından söz edilebilir ancak regülasyon teknolojileri dikeyinde sağlıklı bir ekosistem oluşturma konusu henüz başlangıç noktasında kabul ediliyor. Çevrimiçi hizmetler sunan teknolojileri üretenler ve kullananlar tarafından, planlanan yasal düzenlemelerin, FinTech ve bankacılık sektörlerinin sadece küçük bir bileşeni olarak yorumlandığını görüyoruz. Ne var ki aslında sağlıklı bir RegTech yasal zemini birçok farklı iş modelinin gelişmesi ve masrafların azaltılması için elzemdir. FinTech ve RegTech ekosistemleri her ne kadar birbirleri ile ilintili olsalar da farklı isimlerle anılmalarından da anlaşılacağı üzere ortak özelliklerinin yanı sıra farklılıklar da barındırırlar. Bu bağlamda RegTech regülasyonlarının, finansal ekosistem dışındaki sektörleri de etkileyebileceğini belirtmekte fayda var. Dolayısı ile bu ekosistemi düzenleyen regülasyonlar bu farklılıklar göz önünde bulundurularak, birbirleri ile paralel ancak ayrı şekilde ele alınmalı ve tasarlanmalıdır.

Regülasyonların yeterli olgunluğa erişmemiş olmasına ek olarak mevcut teknolojilerin henüz uygulanabileceği toplumsal ve teknolojik zeminin dar olması da ekosistemin karşı karşıya kaldığı zorluklar arasında kabul ediliyor. Taslak tebliğ maddelerince hizmet verilebilecek/hizmet alabilecek olarak saptanan kişi sayısının nüfusa oranı oldukça düşük. Bu kapsamda istenilen teknolojik doğrulamanın önünde teknolojik ve yasal bazı kısıtlar da bulunuyor. Öncelikle yakın alan iletişimi gerçekleştirebilecek teknolojileri destekleyen mobil cihaz sahibi kişi sayısının oranının oldukça düşük olduğunu belirtmemiz gerekir. Elbette bu teknolojiler ileride daha erişilebilir maliyetlerle sunulabilecektir. Ancak bu hedef gerçekleşene kadar hizmet alma ihtimali bulunan kitle sınırlı kalacak gibi görünüyor. Ayrıca kimlik doğrulama için bazı kurumlara sunulan Kimlik Paylaşım Sistemi’ne erişim hakkı bu yasalara uymak isteyen her kurumda mevcut değil. Bu da, kimlik tespiti sürecinin bir parçası olarak kimliğin resmî kurumların veri tabanları ve resmi kanallarla doğrulanması işleminin gerçekleştirilmesinin önünde bir engel olarak durmaya devam ediyor. Oysa regülasyon teknolojileri geliştiren firmaların da bu erişime sahip olması üretecekleri teknolojiler için gereklidir. İşte tüm bu kısıtlamalarla birlikte istenilen dijitalleşme hızının henüz yakalanamadığını söyleyebiliriz.


Avrupa Ekosistem Raporu Hakkında

Gelişen teknoloji ve değişen piyasalar sebebiyle tüm dünyada olduğu gibi Türkiye FinTech ve bankacılık ekosistemindeki yasa koyucuların iş günden güne artmaktadır. Piyasaların dinamikliğinden kaynaklanan genel geçer zorluklara ek olarak Türkiye piyasasında yasa koyma ve denetleme süreçlerinin farklı kurumlarca yönetiliyor olması, referans yasaların Avrupa’dan alınması sebebiyle, patchwork regülasyonlar ortaya çıkmakta ve gün be gün gelişen yeni teknoloji ve iş modelleri de göz önünde bulundurulunca regülatörlerin yaşadıkları zorlukların piyasadaki ilgili paydaşlara da yansıdığı görülmektedir.  Bu noktada, aynı ekosistemde farklı alanlarda ve iş modelleri ile faaliyet gösteren oyuncuları ilgilendiren ortak konuların sistematik şekilde ele alınmaması durumunun piyasada rekaberlik (rekabet ve beraberlik), inovasyon ve yeni iş modeli yaratma süreçlerini sürüncemeye uğrattığı gözlenmektedir. 

Özel hukuk regülasyonlarının çoğunluğunun yaratılma sürecinde olduğu gibi finansal teknoloji alanındaki regülasyonlar için de Avrupa’ya bakılması Türk hukuk teamülleri ile uyumlu olsa da finansal teknoloji ve finansal inovasyon özelinde regülasyon entegrasyon süreçlerinin teknolojinin ve piyasaların değişen ve gelişen yapısından ötürü daha az kazuistik ve daha esnek, iletişime ve gelişmeye açık ve pratik odaklı olması gerektiği son yıllarca tüm yasa koyucularca anlaşılmıştır. Hal böyle iken Avrupa Birliği’nce seneler önce yürürlüğe sokulan yasanın güncellemelere, ek çalışmalara ve pratik sonuçlara dikkat edilmeksizin doğrudan yürürlüğe sokulması faydadan çok zararlı olabilir. Bu noktada Avrupa’daki (ve İngiltere, Singapur gibi diğer öncü bölgelerdeki) olumlu ve olumsuz uygulamalara bakılması, uzmanlarla konuşulması hem kısa hem uzun vadede yasa koyucunun ve piyasadaki paydaşların işini kolaylaştıracaktır.

Bankacılık ve finans piyasasını ilgilendiren konular iş modeli ve kullanılan teknolojiler kapsamında nevi şahsına münhasır olsa da paydaşların çoğunluğunu alakadar eden ve iş süreçlerini etkileyen dijital kimlik, lisanslama, müşteri tanıma gibi birçok konu bulunmaktadır. Bu ortak konuların daha sistemli ve piyasa yanlısı şekilde yönetilmesinin ve bu konudaki know-how’In paylaşılmasının ekosisteme fayda sağlayacağı aşikardır. İşte Avrupa piyasasında faaliyet göstererek veya Avrupa’daki şirketlerle çalışarak bu öğrenim ve deneyimleri sınırlı şekilde de olsa edinme imkânı edinmiş (özellikle Türkiye kökenli ve Türkiye piyasası bilgisine sahip) bireylere bu know-how’ın aktarılması hususunda ciddi bir görev düşmektedir. Bahsi geçen profile uyan katılımcılara sahip European Innovation Bridge de belirli konularda tüm paydaşları ortak paydada buluşturmak ve özellikle iki ekosistemde de faal girişimcilerin önünü açmak fikirlerinden yola çıkarak Avrupa’daki iyi örneklerin (best practice) de göz önünde bulundurulduğu bir kaynak oluşturulması amacıyla bu raporu derlemiştir.

Kişisel zamanlarından fedakârlık ederek rapora katkı sağlayan tüm yazar ve destekçilerimize ve raporun geniş bir kitleye ulaştırılması için ön ayak olan FINTECH Istanbul ekibine çok teşekkür ederiz. Bir yıla yakın bir hazırlık sürecine sahip bu raporun tüm paydaşlara faydalı olmasını diliyoruz.

European Innovation Bridge
adına

Ş. Elif Kocaoğlu Ulbrich, Kurucu


European Innovation Bridge (EIB) Hakkında

European Innovation Bridge (EIB), FinTech, inovasyon ve girişimcilik alanlarında Avrupa’da faaliyet gösteren veya yerleşik, Türkiye kökenli, alanında uzman birey ve şirketlerin bir araya geldiği, kâr amacı gütmeyen bir topluluktur. Topluluk, belirli alanlarda deneyim sahibi bireylerin arasında fonksiyonel ve profesyonel bir iletişim ağı oluşturarak, bilgi alışverişi ve beraber çalışma imkanları yaratılması ve bu çalışmalar yardımıyla Avrupa ve Türkiye arasındaki teknolojik ve ticari diyaloğun artırılması amacını taşımaktadır.

2020 Kasım ayından beri faal olan Berlin merkezli European Innovation Bridge (EIB), bilgi paylaşım, networking etkinlikleri ve araştırma, rapor tarzı projelerle ekosistemler arası bilgi değişimi, sinerji ve işbirliği yaratılması süreçlerine katkıda bulunmaktadır.

https://www.europeaninnovationbridge.com

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Ş. Elif Kocaoğlu Ulbrich, Galatasaray Üniversitesi’nden Özel Hukuk ve WHU – Otto Beisheim School of Management’tan İşletme Yüksek Lisans derecelerine sahiptir ve ilaveten Jean Monnet, Joachim Herz Stiftung bursiyeridir. İstanbul ve Ankara’da muhtelif uluslararası hukuk bürolarında altı seneden fazla avukat olarak çalıştıktan sonra, Denizbank A.Ş. ile başlayan bankacılık ve finans kariyerine 2013 itibariyle Hamburg ve daha sonra Berlin’deki FinTech startuplarında (FinLeap, Cringle, Lendico) iş geliştirme, proje yönetimi, FinTech regülasyon ve lobi faaliyetleri alanlarında uzmanlaşarak devam etmiştir. FINTECH Circle ve Wiley iş birliğiyle 2020’de yayımlanması planlanan The PAYTECH Book, The AI Book ve The LegalTech Book kitaplarında eş yazar olan Kocaoğlu Ulbrich, kurucusu olduğu Berlin merkezli Contextual Solutions aracılığıyla 2019'dan beri danışmanlık, eğitim ve yayım hizmetleri sunmaktadır.