CB Insights ev sahipliğinde 19-21 Haziran tarihleri arasında New York’ta düzenlenen Future of FinTech 2018 konferansı, finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren tüm paydaşları bir araya getirdi.

Geleneksel finansın en bilindik yüzlerini, yeni nesil FinTech girişimleri ve aktif yatırımcılarla bir araya getiren üç günlük etkinlikte Bank of America‘dan Catherine Bessant, Affirm‘den Max Levchin, Robinhood‘dan Vlad Teney, Alipay’den Souheil Badran, Goldman Sachs‘tan Harit Talwar gibi pek çok yıldız isim sahne aldı. Üç gün boyunca süren etkinlikte, hızla gelişen FinTech trendlerinde bugün olduğumuz nokta net bir resim olarak ortaya çıkarılırken, yarının neler getireceğine ilişkin çok önemli analizler de paylaşıldı.

Future of FinTech 2018 konferansında gündeme gelen konu başlıklarından bazıları ise şöyle sıralanıyor:

“Geleneksel finans kuruluşları, FinTech’in alt başlıklarına yoğunlaşmalı”

CB Insights Kurucu Ortağı ve CEO’su Anand Sanwal tarafından gerçekleştirilen “Finansal Servislerde Önce Yavaşça, Sonra Ansızın” başlıklı açılış konuşmasında, finans sektöründe hızla artan rekabete değinilirken, bu rekabetçi piyasada “geride kalmanın” etkileri tartışıldı. Geleneksel bankaların gelecekte de otoriter konumunu koruyabilmeleri için neler yapabileceklerini katılımcılarla paylaşan Sanwal, ayrıca dikkat edilmesi gereken FinTech trendlerine değindi.

Konuşmasının başlığını ünlü yazar Ernest Hemingway’in “The Sun Also Rises” adlı romanında alan Sanwal, finans kuruluşlarının gittikçe hızlanan dijital dönüşüm karşısında savunmasız kaldığına dikkat çekti. Teknolojinin iş dünyasındaki benimsenme oranının da aynı hızla artış gösterdiğine değinen Sanwal, “artık herkes bir teknoloji şirketidir” mesajıyla konuşmasına devam etti. Büyük finans kuruluşlarının FinTech dönüşümüne adapte olabilmeleri için, finansal teknolojilerin getirdiği yeni pazarlara genişlemeleri gerektiğini savunan CB Insights CEO’su, ödeme teknolojilerinin yanı sıra WealthTech ve InsurTech alanlarında varlık göstermek zorunda olduğunu belirterek sunumunu tamamladı.

Çin’in FinTech imparatorluğu

Alibaba’nın finans kolu Ant Financial’ın 150 milyar dolarlık pazar değerinin Santander, RBC ve MUFG gibi pek çok küresel finans liderini geride bıraktığına dikkat çeken bir sonraki sunumda, Alipay’in 2008 yılında büyümekte olan bir online ödeme servisinden bugünkü yapısına nasıl geldiği anlatıldı.

Grubun ana şirketi Alibaba’nın ekosistemi dışındaki perakendeciler tarafından da kabul edilen bir ödeme yöntemine dönüşen Alipay, 2008 ile 2014 yılları arasında 400 milyon artış göstererek adeta sıçrama yapan Çinli mobil internet kullanıcıları için tek seçenek olmanın avantajını yaşadı. Bu sayede bugün sadece iki oyuncu; Alipay ve WeChat Pay, ülkenin hızla büyüyen mobil ödeme ekosisteminin yüzde 92’sini kontrol ediyor.

Alipay’in büyüme yolculuğunda bugün karşı karşıya olduğu en önemli iki engelin yasal mevzuatlar ve küresel ölçeğe ulaşma olduğunu öne süren sunumda, gelecek 10 yıl içinde veri ile birlikte dağıtımda elde edilecek avantajın yeni fırsatlara kapı açacağı kaydedildi. Ayrıca, Çin’in varlık yönetimi alanında 26 trilyon değerinde yatırım yapılabilir varlığıyla (2016) WealthTech alanında da muazzam fırsatlar sunduğu pas geçilmedi.

Kurumsal bir altyapı olarak Blockchain’in önündeki engeller

Paranın transferini ve basımını ilk kez insanların elinden alıp, bilgisayarlara teslim eden Bitcoin’in altında yatan Blockchain teknolojisi, finans dünyasının asıl odaklanması gereken konuların başında geliyor. Future of FinTech etkinliğinde de pek çok sunumda dağıtık defter teknolojilerinin yıkıcı etkileri konuşuldu. Blockchain’i “Birbiriyle güven ilişkisi bulunmayan tarafların, aracıya gerek kalmaksızın mevcut durumu üzerine anlaşabildikleri bir veritabanı” olarak tanımlayan konuşmada, Citi, Goldman Sachs ve JP Morgan Chase gibi büyük bankaların yıllardır bu teknoloji üzerinde çalıştıkları dile getirildi.

Ancak Blockchain tümüyle toz pembe bir masal değil; pilot projelerin kayda değer bir bölümü olumsuz sonuçlanıyor ve R3, Ripple, Enterprise Ethereum Alliance gibi pek çok projenin de nihai sonucu henüz belirsiz. Blockchain’in mevcut yapısını “sorun arayışındaki bir çözüm” olarak özetleyen sunumda, kurumsal ölçekte Blockchain çalışmalarının henüz büyük oranda deneysel olduğu belirtildi. Blockchain’in adem-i merkeziyetçi veritabanları, müşterek veri üzerine dönen çok daha geniş ve derinlemesine bir tartışmanın önemli bir parçasını oluşturuyor.

Blockchain teknolojisinin bir altyapı olarak kendini ispatlaması gerekiyor ve üretilen token’lar, henüz “interneti yeniden inşa etme” aşamasında değiller. Buna karşın, tıpkı Bitcoin gibi pek çok farklı ekip, enerjik FinTech girişimleriyle finans ekosistemini merkezi olmayan bir yapıya taşımak için çalışmalarını sürdürüyor.

“Amerikan Rüyası” 50 yılda değişmedi

Milenyum kuşağının varlık yönetimi sektörünün geleceğine etkilerini detaylandıran sunumda, “Amerikan Rüyası” olarak tanımlanan kavramın 1968 yılında “bir ev almak” olduğu hatırlatıldı. Bu gerçek 2018 yılında da değişmedi. Milenyum kuşağının finans dünyasında sahip olduğu kötü şöhrete karşın, ev almaya diğer tüm kuşaklardan daha yatkın olduğu söylenirken, Rocket Mortgage üzerinden ev alanların yarısının bu kuşağa ait olduğu ilgi çekici bir veri olarak paylaşıldı.

Yapılan araştırmalar, 2030 yılında milenyum neslinin bugüne oranla 5 kat daha fazla varlık sahibi olacağını gösteriyor. Buna bağlı olarak WealthTech sektöründe rekabetin artacağı yeni alanlar müşteri elde etme, ürün stratejisi geliştirme ve yenilikçi iş modelleri olarak sıralanıyor.

Mobil iletişim kanallarının, milenyum kuşağına hitap etmek için ana yol olduğunu belirten CB Insights sunumunda, özellikle geleneksel finans kuruluşlarının bu yeni kuşağın beklentilerini mobil cephede karşılama konusunda yetersiz kaldığı ifade edildi. Kitleyi elde etmek için yeni taktiklerden birinin oyunlaştırma olduğu vurgulanırken, dijital dünya sakinlerinin sadece güvendikleri markalara yatırım yaptıkları hatırlatıldı.

Etkinlikte yer verilen tüm sunumlara aşağıdan ulaşabilirsiniz.